İlk Maratonu’nu Koşanlar 4 – Mevlüdiye Mine Hoşver

nur-maraton-oncesi

Arkadaşlarının elinde 4 ve 2 rakamı desteğiyle finish’e koşan bir maratoncu fotoğrafına bakıyorum. 42 rakamı gözüme hiç bu kadar güzel görünmemişti. Altındaki yazıyı okudukça heyecanım artıyor. Heyecanla çaylak antranörümüz Ümit Göktepe’ye mesaj atıyorum.

‘Sence maraton koşar mıyım’

’Sen koşarsın’ diyor.

Aldığım cevapla maraton hikayem başlıyor. Aslında heyacanlandırdığı kadar korkutuyor da. Ama bilinen bir gerçek var: ’korku maratonun ilacı

Koşmaya çok zaman önce değil geçen sene çaylak ruhu ile başladım. İlk yarışım İstanbul Maratonu’nda 10 kilometreydi. Tüm sene bir çok yarışa katılıp tecrübe kazandım. Runanatolia’da ilk, İstanbul’da ise ikinci yarı maratonumu koştum. Şimdi ise hedef MA-RA-TON…söylemesi bile zor. Zaten kolay olsa herkes yapardı.

mine-9

Ve hazırlıklar başlıyor…Yalnız değilim. Florya Çaylaklar’dan maraton koşmaya karar veren Nur Tırakoş, Melike Cavcar, Ayşegül Hicran Erdem ve Şule Eren ile  florya maraton whatsapp grubu kuruluyor. Nasıl çaylak ruhuysa …Müthiş bir sinerji…ve yaşasın kadın gücü.

Ümit Göktepe cross, güçlendirme egzersizleri, easy, tempo, interval koşularından oluşan dört aylık bir program hazırlıyor. Program  başucu notum oluyor. Tekrar tekrar okuyorum. Önce beyni hazırlamak lazım bacaklarımız nasıl olsa koşar. Bir de denge tahtam var ki oyuncağım adeta üzerinden inmediğim.

Antremanlarım, ‘Cennetim’ dediğim, çok özel toprak zemine sahip Florya Atatürk Ormanı’nda başlıyor. Parkur uzunluğu 2.3 km. Haftanın 4 günü, 3 kısa 1 uzun koşu  için ormandayım.  Şehrin merkezinde çam kokuları arasında spor yapabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum .

Koşmakla sınırlamıyorum kendimi .Tutkunu olduğum, düzenli yaptığım sporlar da var. İçsel huzura erdiğim yoga, ruhumu ve bedenimi beslediğim zumba, kaslarımı huzura erdirdiğim streching …

Spor yapmak küçük yaştan beri bir tutku bende. Kiloma rağmen atletizm yarışlarında hocalarımın hep jokerleriydim. Atletizm, basketbol ve hakemliğe kadar uzanan bir spor geçmişi. Sporu yaşam tarzı olarak benimsediğimden olsa gerek  Maratona hazırlanma sürecim zorlu değil çok keyifli geçti. Koşu programıma sadık kaldım. Ne eksik ne fazla…

Çabamdan niyetim anlaşılmış olsa gerek daha önce maraton koşmuş kişilerden oluşan ‘maraton kardeşliği’ whatsapp grubuna ekleniyorum. Grup muhteşem. Tecrübenin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha görüyorum.  Çok şey öğreniyorum. Yarışta kullanılacak tuz tabletlerini  ilk defa duyuyorum. Destek duble, daha ne ister insan. Maraton kardeşliği sorumluluğuyla heyecan daha da artıyor. Destek veren tüm maraton kardeşlerime sonsuz teşekkürler.

Hazırlık sürecinde iki asfalt koşusu yapıyorum. M. Ereğlisi’nden Gümüşyaka’ya kadar koşuyorum. Anayolda yaptığım koşuda sözlü tacizler korkutsa da başarıyla bitiriyorum. İkinci  asfalt koşum M. Ereğlisi’nden Maxi kadar gidip 29 km’ye  ulaştığım yerde son buluyor. Bu sefer abla arabasıyla takipte. Su,jel ,moral takviyesi abladan. Kimmiş bakalım o laf atanlar!! ‘Seninle gurur duyuyorum ‘diyor. Yerleşim yerlerinden geçerken fotoğraflarım çekiliyor, alkışlanıyorum…çok havalı…

Programdaki en uzun koşumu sormayın…Dört buçuk saat sürdü. Nasıl geçtiğini anlamadım ama yattığım yeri bilmiyorum.

Ve manevi gücüm çocuklarım. Merak ediyorlar,hergün sabırla günün özetini dinliyorlar, en az benim kadar heyecanlılar . Canların benim…

Geri sayım başladıkça heyecan daha da artıyor. Son 12 saat…

Akşamdan tuz tabletimi, jellerimi, kol saatimi, yarış kıyafetlerimi, yedek kıyafetlerimi, ayakkabımı özenle hazırlıyorum. İki kıta arasında binlerce koşu tutkunuyla koşacak olmanın keyfini iliklerime kadar hissediyorum.

mine-11

Sabah olmak bilmiyor. 1.5 saatlik uykuyla kahvaltımı ediyorum. Beyaz ekmekle yapılan kaşarlı tost bal yumurta. Ulaşım sponsorum  Hümeyra ve Esra’nın gelmesiyle Sultan Ahmet’e yolculuğumuz başlıyor.

Hava yağmurlu. Çok erken çıkmamıza rağmen  sahil yolu Ataköy’den kapatılmış bile.’ Stres yok’ diyor Hümeyra. Kısa zamanda ulaşıp koşucu otobüslerine binmek için sıraya giriyoruz. Yağmurdan ıslansak da yüzler gülüyor. İlk otobüse binip köprüye geliyoruz. Eşyalarımı teslim ediyorum. Gözüm tuvaletleri arıyor. Heyecandan tuvaletten çıkamaz haldeyim. Neyse ki vakit var. Tuvalet krizinden sonra arkadaşlarıma başarılar dileyip start noktasına doğru yürüyorum. Hava hala soğuk ve ben soğuğu hissetmiyorum.  Suzan, Ender, Ayşegül, Nur, Fatih, Şule ile karşılaşıyorum. Florya çaylaklar olarak fotoğraflar çekiliyor. Son kontrolleri yapıyorum. Hazırım. Yarış başlasın artık.

mine-1

Ve start veriliyor. Az gidiyoruz gidemiyoruz. Duruyoruz  sebebini bilmiyorum. Daha başlangıçta vakit kaybediyoruz. Ciddiyetsizliğe sinirleniyorum. Neyse başlıyoruz. Kulaklığımın sesini biraz daha yükseltiyor  yanlızlığa koşuyorum.

Hava açmaya başlıyor. Ve ben ayaklarım köprüde, iki kıta arasında Şehr-i İstanbul’un uyanışına şahit oluyorum. ’An’ı yaşamak bu olsa gerek. Tarifi imkansız. 10km’yi , 15km’yi geçiyorum. ‘Maraton devam ‘duydukça daha özel hissediyor insan kendini.

 

mine-4

Saatler geçiyor yol Bakırköy’e uzanıyor.

Her on kilometrede aldığım son jelimi alıyorum 30.kilometrede. Bakıyorum bir tanesini düşürmüşüm. Jeller gerçekten içimi baymış durumda. Tuz tabletlerini ise 12-22-32-38. kilometrelerde alıyorum. Aldıkça enerjim yükseliyor. Her su istasyonunda mutlaka su içiyorum, boş geçmiyorum. Başlangıç hızım hiç değişmiyor.

Maraton yalnızlığında kalabalığım ben diye düşünürken, ben biz oluyor. Kahramanlarım, Florya Çaylaklar sizleri seviyorum.

Bakırköy sahil yolunda, müthiş enerjisiyle canım Kadirim karşılıyor. Benimle koşmaya başlıyor. Koşmayı bıraktım uçar haldeyim. O da ne hocamız Ümit Göktepe. Koşmaya devam. Sorular soruyor. Sanki yarışa yeni başlamış gibi enerjik hissediyorum. Hüseyin ve Zeynep destek veriyorlar yol kenarından. Her yanım Florya çaylak. Aldığım güçle son kilometrelere meydan okuyorum.

Gülhane park yokuşuna geldiğimde İzmir çaylaklardan Emre ve Hakan ile yaptığımız konuşmalar geçiyor zihnimden, gülümsüyorum. O kadar da zorlamadı yokuş arkadaşlar, selam olsun İzmir’e.

mine-5

Finish’e yaklaştım. Meydana girdiğimde Elvancığımın sesini duyuyorum.’Harikasın Mine, hadi Mine başardın Mine’, ‘seninle gurur duyuyorum Mine’… Harika olan sensin Elvanım. Var gücüyle bağırarak, benimle koşuyor. Mutluluktan gururdan duygulanıp hafif ağlayacak gibi olsam da toparlanıyorum. Sonsuz teşekkürler canım Elvanıma.

mine-3

Yarış bitiyor. 4 saat 34 dakika. Ve ben artık  Florya çaylak ruhuyla koşan ÇAYLAK MARATONİSTİM.

Sonrası mı? Sonrası için yazacak daha çok şey var ama özetlemek gerekirse ertesi sabah kalktığımda ben başka bir MİNE’ydim.

Mevlüdiye Mine HOŞVER

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir