İlk Maratonunu Koşanlar 3 – Şule Meral Eren

nur-maraton-oncesi

 

HERKES BAŞLANGIÇTA ACEMİDİR

Her koşucunun hayali bir gün maraton koşmak olmayabilir, zira başlangıçta benimki de değildi. Ama nasıl ki bilgisayar oyunlarında level atladıkça daha da bir bağımlısı haline gelirsiniz koşuda da öyle oluyor sanırım. 5k, 10k, 21k derken 42k. Koşuda da kendinizi geliştirmek, sınırlarınızı zorlamak için hep mesafeyi arttırıyorsunuz. Aslında maraton M.Ö. 490 yılında Maraton Savaşı’nın bittiği gün, zaferi müjdelemek için 42 km koşan ve arkasından ölen askerin anısına yapılmış bir yarış mesafesi değil sadece. Uzun bir hazırlık dönemini de kapsadığı için kişinin içsel yolculuğu da aslında. Kendinizi, sınırlarınızı ve potansiyelinizi keşfettiğiniz ve aslında gerçekten isterseniz ne kadar zor olursa olsun başarabileceğini gördüğünüz, kendinize inancınızın ve saygınızın daha da arttığı bir yolculuk sonunda. Öncelikle sınır nedir onu bir düşünmek gerek; herşey beynimizde başlıyor, sınırımızı beynimizde biz belirliyoruz. Ben bunu yapabilirim, maraton koşabilirim demekle başlıyor ilk adım.

1,5 yıl oldu koşmaya başlayalı. Başlangıçta 1,3 km yürüyüp 1,3 km koşabiliyordum sadece, derken 4K geyik koşusu, 5K nike woman 10K, İznik,21K, Runatolia yarı maratonu, 30K Cappadocia Ultra trail ve nihayetinde İstanbul Maratonu.

HAZIRLIK

Şanslıydım: Adım Adım ın Florya Çaylakları olarak güzel bir sinerji yakaladık. 1 yıllık tanışıklığın ardından 5 cesur ve disiplinli kadın Melike Cavcar, Nur Tırakoş, Ayşegül Hicran Erdem ve Mine Hoşver. 13 Kasım 2016 da İstanbul Maratonu’nda ilk tam maratonumuzu koşmaya karar verdik ve maraton kızkardeşi olduk. İlk iş olarak antrenörümüz Ümit Goktepe bize bir whatsapp grubu kurdu “Florya Maraton”. Buradan bize 18 haftalık ve uygulanabilir bir program gönderdi. Program içeriği özetle şöyleydi; Salı, çarşamba, perşembeleri nispeten kısa koşular ki genelde biri easy pace, biri interval ve biri tempo koşusu olmak üzere, cumartesileri de uzun koşu olmak üzere. İlerleyen dönemde haftada iki gün güçlendirme ekledik, haftada bir de 1 saatlik yüzme, bisiklet yada cross gibi bir aktivite. Ben hemen programın çıktısını alıp buzdolabıma yapıştırdım. (hala buzdolabımda duruyor) Hemen hemen hergün yaptığımız antrenmanın hesabını verdik birbirimize, tik attık. Bazen denk geldi beraber koştuk bazen bireysel. Kimimiz Bali’lerden katıldı antrenmana kimimiz Paris’ten, ben yazlıkta herkesler uyurken sabahın 7’lerinde güneş yakmadan düştüm yollara mesela, ama seve seve şevkle ve zevkle. Havalar soğudu,karardı,kaytaracak gibi olduk derken. BiR mesaj telefonda: 12 K ok yazısı mesela. Hemen görev aşkıyla giyinip koşmaya. Bu esnada 18 hafta boyunca eşim Fatih Eren’de benimle beraber “yorgunum” demedi, “hastayım” demedi, “otur be kadın evinde ne işin var maraton koşcam diye tutturuyon” demedi, benimle beraber 500km antrenman yaptı. İşte biz birbirimizi böyle motive ettik, gaza getirdik, kah hastalandık, kah sakatlandık ama hep bizbirimize destek olduk. Antrenmanlarımın %80’ini yaptım diyebilirim. İnterval neymiş, tempo neymiş nabızla nasıl koşulurmuş, hangi koşu saati iyiymiş? sağolsun Ümit’in kafasının etini yedik sorularımızla. Kırmadı, bıkmadı yanıtladı.

Derken nur topu gibi bir whatsapp grubumuz daha oldu; “maraton kardeşliği” Daha önceden maraton koşan,tecrubesi olan sevgili arkadaşlarımız da bizleri yalnız bırakmadılar bu uzun yolda, her konuda önerilerde bulundular, destek oldular, tek tek aradılar bizleri. Beslenmeden, giyime, jellerden, tuz tabletlerine ilk defa duyduğum şeyler oldu. Yurtdışından getirttiler bizler için sağolsunlar.

Florya Çaylaklar; hep destek full destek oldular. Bizimle bizim heyecanımızı coşkumuzu yaşadılar. (Hele ki yarış günü. Her bir KM’de bir çaylak. Finishe uzanan çaylak yolu muhteşemdi.

Tartıda kilo fazlalığını farkettiğimde sadece tartı değildi sorun, tabanlarım da ağrıyordu ve aylardan temmuzdu.Yarışa daha çok vardı ama bu kilo ile popomu kaldıramıyordum nasıl maraton koşacaktım. Acilen profesyonel yardım almam gerekiyordu. Arkadaşım Diyetisyen Ayça Ilıca Murat ile hemen sıkı bir diyet programına başladım. Yaklaşık 6 haftada 8 kilo yağ verdim. Pace im 6.30 lardan 5.26 lara indi. Acayip hızlanmıştım.

Antrenmanlar esnasında karşılaştığım bazı aksilikler olmadı değil:

Özellikle 2. ve 3.tırnak altlarımda su toplanması oldu, arkadan tırnakların yarısı gitti, maraton kardeşliği dedi ki “Video yolluyorum, doğru ayakkabı bağlama tekniği şudur”

“Ayakkabı topuğunuzdan çıkmamalı, ayak ayakkabı içinde öne kaymamalı “

“Hımmm,demek benim hatam buymuş.”

“Güçlendirmeleri ihmal etmeyin kardeşler, core stabilizasyonu çalışın. Yine bir video geliyooor.”

Denge tahtası, denge koordinasyon çalışması önerdiler, herkes birer tane edindi, bulamayana bulundu, tedarikçilerimiz iş başında. Sağ olsun Maraton Kardeşliği.

Uzun koşularda kramp korkulan bir hadise olduğu için magnezyum kullanmamız tavsiye edildi. Yarış öncesi 1 ay magnezyuma başladım. Ama baktım ki barsaklar fazla yumuşadı kah 1 gün aldım bir gün almadım, kah 1/2 içtim, onun yerine soda tükettim. Demek benim barsaklar magnezyuma duyarlı. Bir de bir “Duvar” efsanesi var ki hakkında pekçok blog okudum, var mı yok mu nasıl? Duvara çarpmamak için belli sıklıkta enerji jeli tüketmeliymişiz; yarış esnasında ve de yarış öncesi 2-3 gün makarna patates yiyerek glikojen depolarını doldurmalıymışız. Stres olmaya başladım. Ne zaman jel alıcaktık? Ne zaman tuz tableti alıcaktık? İyisi mi elime yazayım dedim. Sol elimde 5-15-25-35 JEL yazıyorum, sağ elime 10-20-30 tuz. Böylece hangi KM’de hangisiydi karıştırmayacağım. Kopya çeken çocuklar gibi oldum, sınava mı gireceğim maraton mu koşacağım.

Uzun antrenmanlarda öğreniyorum ki fazla sürtünme nedeniyle kompresyon çorabımın altı (namı diğer baldırlık) ve de sütyenin lastiğinin altı su topluyor, kızarıyor. Gülçin Ayşe Atay vazelin sürmeyi öneriyor koşu öncesi. Süper! Şimdi de yağlı güreş moduna geçtik.

1,5 yıldır iPhone daki nike running uygulamasıyla koşmaya alışmış olan ben, arkadaşların strava, garmin kullan ısrarlarıyla onları da yüklüyor aynı anda çalıştırıyorum. Artık her yerimden ayrı ses çıkıyor koşarken. Saat araştırmaya başladık. Fatih Amazon’dan garmin forerunner sipariş etti, arada onu da doğumgünü hediyesi olarak çıkarmış olduk. İyi seçim ya da tanıdık birinden ikinci el alabilirsiniz. Artık tam teçhizatlı bir koşucu olmuştum.Koşucu saati, baldırlık, cep telefonu taşımak için kolbandı, terimi silmek için havlu bileklik, güneş için siperlik. Kremlenip giyinmesi bile 10 dakika sürüyor ki bir de çıkınınızı önceden hazırlamanız lazım 20 km den uzun koşacaksanız yanınıza jel ve tuz tabletlerinizi ve de onları taşıyacağınız uygun kıyafet veya kemer vs. almanız gerekiyor.

Bir yandan eve gelip internetten geçen seneki katılımcı popülasyonu ve sonuçlarına bakarak tahmin yürütmeye çalışıyorum. 439 kadın maraton koşmuş, sadece 71 i Türkiyeden ve 60 ı Türk.

Metrobüste Fatih le konuşuyoruz az kadın varmış vs. diye. Abinin biri muhabbetimizin içine giriyor:

Abi:-Maraton mu koşucaksınız?

-Ben:-Evet

-Abi:-Nerelisiniz?

-Ben:-Adapazarı

-Abi:-Kazanamazsınız! Birinciler bizim ordan çıkıyor?

Ben:-Siz nerelisiniz? Afrikalı mı?

Abi:-Yoo Ağrı.

Ben:-Geçen senenin birincisi Etyopya, ikincisi Kenya’dan da…Sen hiç 42 km koştun mu?

Maratona 2 gün kaldı. 11 Kasım Cuma sabahı işe geldim, fizik tedavi salonuna bir girdim ki kocaman 2 balon beni karşıladı 4 ve 2  42… Aylardır antrenman maceralarımı dinleyen iş arkadaşlarım Yağmur Özer, Elif Güzelocak, Ayla Ucak, Füsun Esra Halıcı, Nilüfer Çavdaroğlu, Mahfiruz Damdelen, Sibel Cömert, Alev Atınç Işık bana sürpriz yapmışlar. Koşu bandı ucunda kırmızı balonlar arasında 42..Manidar. Finishi ayağıma getirmişler. Şımardım. İçeri giren bazı kişiler “kimin doğum günü,kim 42 yaşında? dese de…42 nin yaş değil maraton KM si olduğunu koşan bilir.

MARATON GÜNÜ

Bugün büyük gün. Saatime hatırlatma olarak “MARATHONİST OL” diye motive edici bir hatırlatma kurdum o sabah. Kahvaltıda 1 dilim buğday ekmeği, üstüne labne-beyaz peynir,üstüne bal, 2 ceviz, yarım kahve.

İnsanların sorusu şu: Hedefin ne?

Valla ben de düşünüyorum ama bilmem ki. Çünkü şimdiye kadar hiç o kadar açılmadım, hiç görmediğim, gitmediğim KM’lere gideceğim. Hem ya duvara falan çarparsam. İlk hedef sağlıkla bitirmek tabiki de parkurun açık olduğu 5,5 saat içinde. Hele bir yola çıkalım ben hedefime yolda karar versem.Starta bu sefer arabayla geldik, sanırım yorulmamak adına çok doğru bir karar oldu. Maraton kızkardeşlerimizle startta 4.30 bayrağı altında buluştuk. Nur “hadi ısınalım”dedi. Ben”ben yolda ısınıyorum “dedim. Mine ve Ayşegül ile resimlerimizi çekti Fatih.

MARATON

Mine kulaklıklarını taktı ,full konsantre oldu, adeta transa geçti ve öne ilerledi. Ayşegül ve Nur, Fetih Çeliksöz’ün tavsiyesi ile badi oldular ve biraz önümüzden çıktılar. Ben de Fatih ile çıktım. Aylardır bunun için çalışmıştık. Köprü yine muazzam kalabalıktı. Kalabalığın etkisi de olmakla beraber erken tükenmemek için yaklaşık 7 pace ile gitmeye karar vermiştim. Yanımızdan geçen 15 k ve birazdan hızla geçecek olan 10 k cıların gazına gelip hızlanmamalıydım. İlk 10 km içinde Göknur Nogratlı , İrfan Ozan Ongun ve Burçin Özkan ile karşılaştık, alkışlandık. Haliç Köprüsü üzerinde Melike’ciğim ile elele koştuk.Emineönü’nden 10-15k ayrımından sonra yol tenhalaştı, biz daha yeni giderken Haliç kıyısından karşı taraftan 15k ve 42k cıların bir kısmı çoktan dönmeye başlamıştı bile. Başımı sağa çevirdim. Kendi kendime; “hava harika,sakın sola bakma,denize bak,hep hayalim burada bir sabah koşmak yada bisiklet binmekti, keyfini çıkart” arada bir gözüm sola kaydıkça moralim bozuluyor, çok arkada kaldık paniği yaşıyordum. Bazı yarışmacıların yüzleri alı al, moru mor olmuştu bile. “Bunlar birazdan tükenecekler Şule” dedim kendi kendime. Gaza gelme.İlk U dönüşünü Eyüp’ten yaptıktan sonra bir WC molası verdim, 15k jelimi aldım, gördüğüm her su istasyonundan su içmeye tembihli olduğum için suyumu içmeyi hiç ihmal etnedim. Derken 15k ve 42k’cılar ayrıldı.

Sağa Unkapanı’na dönerken “Fatih gel! yandex bu yolu veriyor burası daha tenhaymış” diye espri yapmayı da ihmal etmedim. Unkapanı yokuşu.”Yere bak! kafanı kaldırma! yokuş yok! yokuş yok! koşmaya devam!” Kemerlerden geçerken yine bir gönüllü fotoğrafçı resimlerimizi çekiyor. İyi ki varlar, sayelerinde bu güzel anlar ölümsüzleşiyor, hepsine teşekkürler bu arada. Yenikapı’ya inmeye başladık. Fatih’in burada bir karar vermesi gerekiyor; ,iyi hissederse devam edecek, ağrı yorgunluk varsa Kumkapı’ya doğru dönecek ve beni oralarda bir yerlerde karşılayacak. Güzel planladık yani. Saatime bakıyorum 2 saat 40 dakika civarı Karşıdan millet dönmeye başlamış. Alıyor mu beni bir panik. Bu hızla gidersem ooo hooo..5.30 da ancak biter. Hızlanmaya karar veriyorum. Kafadan rüzgar almaya başladık. Cerrahpaşa önlerinde Ayşegül ile karşılaştık. Yoruldum dedi.”Rüzgar geliyor ondan,dönünce arkamızdan esecek moralini bozma, mümkünse 2-3 kişi bulup arkalarından git,sana siper olsunlar” dedim.Yol boyunca hızımı 6 pace lere kadar hızlandırarak devam ettim, çoğu kişi yorulmaya başlamıştı, yer yer yürüyenler, açma germe yapanlar kramp girenler gördüm. Korkmadım değil. Bakırköy deniz otobüsleri OPET- Gelik dönüşünde “Bravo Adım Adım” diyenler oldu, çok hoşuma gitti. Ve artık dönüş yolu başlasın. Rüzgar çok destek olmasa da en azından köstek olmayacaktı. Gittikçe hızlanıyordum, insanları geçe geçe ilerliyordum. Çok mu hızlıydım? PACE 5.55 ,5.40, 5.25 .. Yorulmuşmuydum? Sık sık kendimi dinledim. Hayır, yorulsam karın kaslarım ağrırdı, nefesim iyi miydi? Evet,  o zaman aynı hızla devam, 6 pace’den yavaş gitmek yok. Az kaldı Şule. Yarısından çoğu bitti, gerçekten ısınmıştım. Yarış şimdi başlıyordu.

Sule-32

30k..31k..32k..Sağda birisi resim çekiyor,poz vermeyi severim. AAA Kadir Kadıoğlu Florya Çaylakları.Seni görmek ne güzel. 33k…34k..35k AAA Hüseyin Oguz Akyüz. Florya Çaylakları. Az kaldı Şule. Saatime bakıp hesap yapmaya çalışıyorum. 4saat 30 dakikada orada olabilir miyim acaba? 36k..Surların arkasından Ercan  bir şey ister misin, muz, su? 37k..38k AAA Zeynep Göktepe, Ümit Göktepe. Ümit Yanıma geldi ve benle koşmaya başladı.” Çok iyi gidiyorsun, hızında iyi, aynen devam et, belli ki çalışmışsın” dedi. “Az önce Mine’yi aldım. Harikasın!” dedi ve beni bir sonraki Adım Adımcılara kadar götürdü. AAA Göknur Nogratlı, Kıvanç Ergun, Ceren Şahin. Yuppi tüm sevdiklerim burda. UPS İyi de Fatih nerede? Herhalde yoruldu finishte bekliycek ben koşayım…Neredeyse 40 k oldu bile, Mine mi o. Arkasından bağırdım; Mineeeee! Mineee! DUVAR YOK! Koş Mine Koş! Duymadı.Kulaklık faktörü. Derken telefonum çaldı. Eşim Fatih arıyor nerdesin diye soruyor. Cankurtaran öğretmen evi diyorum nefes nefese anlamıyor. Meğer beni kaçırmış, ben gelene kadar bir kahvaltı yapayım demiş, geçmişim onun beklediği yeri. Sarayburnu’nu geçtik. Gülhane’ye döndük. Park muhteşemdi .Dökülen yapraklar arasında gözyaşlarım da dökülmeye başladı yanaklarımdan, yapraklar gibi. Mutluluk, gurur, sevinç, başarı, dostluk, koşabilmek, sağlıklı olmak, şükretmek. Derken yerde biri kıvranıyor kramp girmiş baldırına başka biri germe yaptırıyodu ona. Bir daha korktum. Sakın ha. Gülhane parkından tramvay yoluna çıktığımda pek çok kişinin finishe bizleri karşılamaya geldiğini gördüm ve sağdan Hanife Ebru Dönmez; “Aslansın Şule” Derken son 50 metre elinde telefon ile Fatih yetişmiş bana  ve 4.33 ile sağ salim finishe duvara toslamadan varmanın dayanılmaz hafifliği.

sule-finish

Herkesler tebrik ediyor. Çaylaklar Adım Adım full kadro orada. Melike sevgisini kattığı sandviçleriyle, Memnune Bozoğlu güzel gözleri, Yaşar Dikbıyık abi objektifi, Elvan, Suzan, İnci, Zafer Dörttaş tüm içtenlikleri ile oradalar.

Hepinize tekrar tekrar teşekkürler.

Aklımdan silinmeyecek şeylerden biri: neredeyse her 1km de bir, bir arkadaşımın beni bekliyor olması ve adeta bir insan zinciri oluşturarak elden ele, gönülden gönüle biz acemi maratoncuları finishe taşıyan o sevgi halkalarıydı. Eğer bir gün birileri ilk maratonunu koşmaya karar verirse ben de bu zincirin bir halkası olup, mutlaka destek olacağım.

maraton-sonrasi

Heyecan ve yorgunluktan ismini anmadıklarım alınmasınlar. Hepinize sevgiler,teşekkürler.

Çiçeği burnunda maraton kardeşiniz Şule MERAL EREN

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir