İlk Maratonunu Koşanlar 1 – Ayşegül Hicran Erdem

aysegul-maraton-oncesi

MARATONCU ANNENİN KOŞU HAYATI

Sene 2014 canım dostum ablam kardeşim Melike. Bilenler bilir. Melike koşuyu bana sevdiren ve ilk koşu ile tanışmamı sağlayan yegane kişidir. Hayatımdaki bir çok güzel şeyi kendisine borçluyum. Hayatımda ne zaman güzel birşeyler yazmak istesem adını anmazsam eksiklik hissedeceğim önemli insan.

Şöyle başlamak istiyorum. 2014 Haziran ya da Temmuz aylarıydı. Birgün Melike geldi ve dedi ki Hicran İstanbul Maratonunda 10K koşuyoruz. ( O dönemler babamı yeni kaybettiğim için motivasyon olsun diye düşünmüş) Dedim saçmalama… Hayatımda 100 metre bile koşmamışken 10k nasıl koşacağım. Yapma!!!… Mümkün değil… Dedi çalışacağız… Yapacağız…

Hiç inandırıcı gelmemişti.Biraz oyalandım… zaman geçirdim… belki unutur vazgeçer diye… ama pes etmedi… İstanbul Maratonuna ve sonra Adım Adım’a kayıt olacaksın dedi. Peki dedim. Pes ettim.. Ne de olsa ablamdı… Bir kerecikten birşey olmazdı… Hadi yapalım dedik.

HAZIRLANMAYA BAŞLADIK

İşyerimizin yakınında Florya Atatürk Ormanı vardı. Hafta da bir kaç kez akşamları iş çıkışı gidebildiğimiz kadar gidip koşmaya çalışıyorduk. 1 km –1,5 km koştuk Allahım ne zormuş… Yok olmaz bu iş dedim… Önce İstanbul Avrasya ‘da 10K’ ya sonra Adım Adım’a kayıt olduk. Sonra İyilik peşinde koş sloganı ile projemizi seçtik. Ben Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğini seçtim ve beraberinde de ODTÜ öğrencilerine burs topladım. 16 Kasım 2014 ‘te İlk 10K koşumuzu tamamladık. Sonra bi baktık gerçekten çok keyifli ve güzel. Finish’te gözlerimiz birbirimize bakarak Antalya’ya gidiyor muyuz? Evet! diye düşünmeden sesimiz yükseldi. Sonra kendimizi Antalya’da 10K koşarken bulduk. Gerçekten çok keyifliydi. Bu iki yarıştan sonra, 2015 Ağustos gibiydi sanırım. Florya Atatürk Orman’ın da Adım Adım’ın antrenmanları dikkatimizi çekti. Öncesinde yoğunluktan hiç detaylı inceleme fırsatımız olmamıştı.Melike hadi gidelim dedi O gün birlikte Melike ile Adım Adım ‘ın antrenmanına katıldık. Göknur Hocam vardı. İnanılmaz bir çalışmaydı. Biz Adım Adım’da gözümüzü Göknur Hocam ile açtık. İyi ki de açmışız. O kadar çok sevdik ki… Dedim ki bu iş hem gönüllü, hem de bu kadar güzel olması mümkün değil… Büyülenmiş gibiydim. İşte ait olduğum yer dedim içimden. Ondan sonra her hafta Çarşamba günü Göknur hocamla çalışmaya devam ettik, sonrasında Ümit hocamla tanıştık. İkisi de birbirinden değerliydi. Adım Adım’ı Florya Çaylakları çok ama çok sevdik. 2015 yılı bu heyecan ve aşkla full yarışlarla geçti. Nerde yarış organizasyonu var biz Melike ile orada olduk. Tecrübe de kazandık tabi haliyle ve çok güzel hepsi birbirinden değerli dostlar edindik. 2015 Avrasya Maratonu’nda bu sefer 15K koşalım dedik ve koştuk. Sonra bitiş çizgisinde birbirimize bakarak dalga geçtik.Seneye de artık 42K koşarız dedik ve kahkaha attık. Nereden nereye. Gerçekten de öyle oldu…2016 Kasım ayı ilk maratonumu koşmuş oldum 🙂

2016 MARATON KOŞMAYA KARAR VERMEK

Maratona nasıl karar verdik derseniz; Yine herşey Melike’nin başının altından çıktı. İyi ki de çıktı. 1 Temmuz öğleden sonra telefonum çaldı ve arayan Melike; “Hicran bana söz ver” dedim ne sözü. Ben Fetih’e söz verdim sende bana
Anlatır mısın dedim. Maraton kardeşliğinden bahsetti. Haliyle güldüm tabi ki… Maraton ve biz… Yapma! 10K –15K tamam ama 42 KM diyorsun. Bunun yemesi var, içmesi var antrenmanı var… Öyle birden çıkıp koşamayız… Zor işler bunlar Yarım saate yakın konuştuktan sonra bir baktım. Hem Melike’yi hem de kendimi maratona kayıt yapmışım. Herşey böyle başladı. Sonra öğrendik ki bizim gibi çaylaklardan başka maraton kardeşlerimizde var. Ailemiz büyüyor. Nur, Mine, Şule derken Melike ve ben. İşte çaylak ruhu. İşte Florya Çaylaklar.

MARATON HAZIRLIK DÖNEMİ

Sevgili Ümit Hocamızın hazırladığı 18 Haftalık maraton programını uygulamaya başladık. İlk haftalarda biraz sukoyverdiğim doğrudur. Haftada 4 kez koşmak, güçlendirmeler ısınmalar soğumalar intervaller açıkçası programı görünce eyvah dedim. Gözlerim yuvasıdan fırladı. 4 ay geçer mi? Geçti diyelim ya sonra! Çok bilinmeyenli denklemdi benim için. Evde sorumluluklar büyük. Ev yemek bekler, temizlik bekler, çocuk ve eş ilgi bekler. Antrenman beni bekler. Ne kadar havalıyım herkes beni bekliyor. Binbir parçayla başladık şaka maka. Allahtan emekli olmuştum da ayrıca iş koşuşturmacam yoktu. İlk haftalar geçti öyle böyle… sonra ki haftalarda öyle… 2 whatsapp grubumuz, 1 de facebook grubumuz oldu.Herkes o kadar yardımsever ve paylaşımcıydı ki… Gözümde beliren korkular zamanla azaldı. Antrenman programında 19K ları 22K ları gördükçe gözlerimiz açılıyor nasıl yapacağız diye daha program günü gelmeden heyecanlı heyecanlı nerde koşarız nasıl koşarız yapabilecek miyiz diye tatlı telaşlarımız başlamış Ümit Hocamızın başını şişirdikçe şişirmiştik.Sonra bi baktık…ohooo 19K lar, 20Klar, 30K lar derken.. Hepsini yaladık yuttuk.Aaa bu arada uzun koşulara başlamadan sağlığımızıda ihmal etmedik tabiki. Gerekli kontroller, tahliller, EKO hepsi tek tek elden geçti. Ne olursa olsun sağlık şakaya gelmez.

BESLENME

Gözümde en çok büyüttüğüm şey koşarken nasıl beslenicem sorusuydu. Normal de hiç bir yarışta su bile almadan koşan ben… Şimdi nasıl yapıcam diyerek asıl duvar burada geldi. Hep kendi kendimle dalga geçtim. Beslenme çantasıyla koşacağız nasıl olacak? Jel kaç tane? Ne zaman? Tuz kaç tane? Jel mi önce tuz mu önce? Suyu ne sıklıkla alacağım? Ya su istasyonuna varamadan boğazım kurursa? Ya sıralarını karıştırırsam? Bunları bizlere Fetih, Ümit, Ercan, Özkan ve tecrübeli maraton kardeşlerimiz defalarca söylemesine rağmen, ben sormaktan yorulmadım. Böyle sınavına çalışmış çalışmış herşeyi unutmuş öğrenci gibi hissediyordum kendimi. Maraton gerçekten zor iş arkadaş. Çalışınca emek verince cidden kolaymış diyor insan.Herkes ömründe bir kez olsun maraton koşmalı bence.

MARATON GÜNÜ

İşte o gün geldi çattı. O kadar çalıştık ettik. Biraz da esas günden bahsedelim değil mi? Sabah heyecandan olsa gerek acayip stresliydim. Evden çıkmadan Fetih in dediği gibi 1000 kalorilik kahvaltı etmeye çalıştım. Ormanda uzun km ler yapmak kolay… ya betonda? Ya sakatlanırsam? Bütün gücüm tam yerinde olmalıydı.Aman dikkat Ayşegül gözünü seveyim! Yarış boyunca hep tempomu korumaya çalıştım. Ani çıkışlar yapıp enerjimi bitirmemek adına kontrollü gittim.

MARATON

Start verildi… İlk km lerde Mine ön de NuR, Şule ve Fatih birlikte çıktık. Sonra Şule ve Fatih’ten köprüdeki selfie yığılmasından dolayı koptuk. Nur ile birlikte devam ettik. Barbaros’a gelirken Nur, Aslan’ı bekleyeceğini tuz tableti vereceğini söyleyince ben yalnız devam ettim. Yolda birçok gülen güzel yüzler, güzel doslarımı arkadaşlarımı gördüm. Selamlaştım. Başarılar diledim. 10K finishine gelirken canım dostum Melike’m ile karşılaştım. Bu yarışta Melike’min sağlık problemi nedeniyle birlikte olamasak da biliyordum ki biz bu maratonu birlikte başardık. En başından beri birlikte hazırlandık. O an çok duygulu dakikalardı benim için. Sonra devam ettim. 15 K yi geçince bi baktım ki yapayalnız bir Ayşegül. Eyvah nasıl biter bu kadar KM? Hemen pozitif kimliğim rolü ele alır ve motivasyona başlar. Bak 15KM bitti bile. Kaldı 27 KM. OOOOO bitmiş bile. Başlamak bitirmenin yarısı. Su koyvermek yok. Sonra sağ dizimde hafif bir sızı başlar. Direk negatif yön devreye girer. KM’ler ilerledikçe daha da kötü olacak. Ya sakatlanırsan. Bu sefer pozitif yanım negatif kimliği bastırarak tabi ki hayır. Yok öyle bir şey. Gayet iyisin. Yola odaklan Ayşegül. Kaytarmak için bahaneler arama. Yolda Adım Adım formamı görenler; “İyilik peşinde koş!” “Hey Adım Adım başarılar!”
“Hey Adım Adım Tebrikler!” Motivasyonumu biraz olsun yükseltir. Zeytinburnu’na gelirken inanılmaz bir Lodos ile karşılatım. O dakilarda hızım bayağı düştü. 21.KM lerdi sanırım canım Maraton kardeşim Şule yanımdan geçerek, “Ayşegül bir şeye ihtiyacın var mı?” dedi. Teşekkür ettim.  Beni motive ederek uzaklaştı. Neyseki Bakırköy’ü döndüm en sonunda ve rüzgarı arkama aldım.

aysegul-32

30.Km lerde Direm bisikleti ile çıktı karşıma. Tanıdık birileri görmek güzeldi. Selamlaştık. ayrıldık. 32. Km de Kadir karşıladı beni. Kadir’i görünce çok mutlu oldum. Tam teşekküllü ilk yardım çantam benim. Herşeyi yüklenmiş. “Ne istersin Ayşegül?” “Neye ihtiyacın var?” dedi. Sağolsun canım Kadirim… Çok da güzel fotoğraflar çekti. O güzel anı ölümsüzleştirdi. Biraz bana eşlik etti ve diğer maraton kardeşlerine destek kuvvete gitti. Kadir’den ayrıldıktan sonra yine yalnızlığımla başbaşa giderken. KM hesabı yapmaya başladım. Kaldı 8KM nasıl bitecek derken? Bir baktım Hüseyin!  O an hüngür hüngür ağladım diyebilirim. Çünkü tam yelkenler fora motivasyon dibe çökerken yakaladı beni. “Ayşegül sakın ağlama sakin ol! Nefesini kontrol et, sakın konuşma! Ben burdayım sonuna kadar beraberiz” dedi. Öyle mutlu oldum ki… O an tariflere gerçekten sığmazdı. Hüseyin’le ilerlerken yolda Kıvanç ve Ümit karşıma çıktı. Allah’ım ne şanlıyım dedim. Yine gözyaşlarım akmaya başladı mutluluktan. Hüseyin, Ümit ve Kıvanç beni sürekli motive etmeye devam ettiler. Ümit bir süre sonra beni Kıvanç ve Hüseyin’le bırakarak Nur’a bakmaya gitti. Sonra Özgül, Ceren, Emre ve Memnune çıktı karşıma. Hepsi birbirinden tatlılardı. “Nasıl güzel insanlar katmışım hayatıma” dedim. Sonra bir baktım Göknur’um orada. Yanında da…güzel Zeynep’im. İki kişilik dev kadrom benim. O nasıl güzel karşılamaydı. Hala unutamıyorum. Bir tanesiniz! Resmen bando mızıka eşliğinde 37.ci KM mi kutladık. Unutulmazdı. Bu kadar motivasyonun içinde koşmazsak ayıp ama değil mi? Biraz daha ilerleyince Fetih, maraton kardeşim çıktı. Merak etmiş. Hatırımı sordu. Gülhane yokuşu yarısına kadar benimle geldi. Baktı ben iyiyim. Diğer kardeşimizi Nur’u yoklamaya geri döndü. Hepimiz birimiz birimiz hepimiz için gibi tektik sanki.

İşte o an! Gülhane ve o yokuş. Duyduğuma göre herkes yokuşta yürüyormuş. Gözüm korktu bir an ama yanımdaki melekler o kadar tatlıydılar ki hiç güçsüz hissetmedim kendimi. Yokuşta Serap ablam. Son anda gördüm ama gördüm. Yine 32 dişimle gülümseyerek selam verdim ve o yokuş bi çırpıda bitiverdi. Yokuşlar bitip finish yazısını gördüğüm an artık tutmaya çalıştığım ne kadar gözyaşı varsa sel oldu aktı. Allahım işte bu! işte bu! işte bu!  Ve depar atıcam dedim ve koptum gittim. Çünkü finish fotom güzel olmalıydı. Hep öyle tembihlediler, tüm objektiflerde gülececeksin. Yarış boyunca gülümseyeceksin ve özellikle finishe girdiğinde en güzel pozunu vereceksin. Bende öyle yaptım.

FINISH

Finishte de 0ğlum, eşim, ayrı ayrı güzel dostlarım Nihan, Kıvanç, Nesrin, Melike, Çaylaklar ve ADIM ADIM Ailem… adını sayamadığım (lütfen gönül koymasınlar hepiniz çok değerlisiniz) birçok dostum bekliyordu. Şöyle bir bakıyorum da; ne güzel bir şey yapmışım. Artık bir sürü maraton kardeşi olan ve çaylak ruhunu hiç kaybetmeyen bir maratoncuyum. Ne mutlu bana.

aysegul-finish

 

TEŞEKKÜR

Maraton süreci boyunca hep yanımda olan Maraton Kardeşlerime ve yanımda benden desteğini hiç esirgemeyen dostlarıma çok çok teşekkür ederim. Bu gerçekten bir ekip işiydi. Tek tek isim yazmaktan kaçındım çünkü bir çok değerli arkadaşlarımın desteğini aldım. Arada isim unutmaktan korktum. Hepiniz iyi ki varsınız!

Bu arada.. duvar diye bir şey yok. Hızını ve enerjini doğru kullanma ve doğru beslenme var unutmayın!

Kaynak: Ayşegül Hicran Erdem

maraton-sonrasi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir